Kitaplar

Amerika

Burada yalnızca etrafı tasasız yüzlerle çevrili, talihli bir azınlık mutluluğun tadını tam anlamıyla çıkarabiliyordu.

“Bu Yeni Dünya hayalinde çocuksu bir deha var… Amerika; tuhaf bir kitap.” –Thomas Mann

 

On altı yaşında bir hizmetçi tarafından baştan çıkarılma skandalını örtbas etmek üzere ebeveyni tarafından Amerika’ya yollanan Alman Karl Rossmann, bu deneyimi özgürlükler ülkesine kaçış değil, bir ceza olarak algılamaktadır; gemisi New York limanına girerken Rossmann’ın Özgürlük Heykeli’ni görmesi ve tanrıçanın elindeki meşaleyi bir kılıç sanması da bu yüzdendir. Genç adam bu algısını çoğu zaman boşa çıkarmayacak şekilde, henüz karaya adım atmadan kendini absürd bir olaylar silsilesi içinde bularak oradan oraya savrulacak ve türlü türlü maceraya atılacaktır.

 

Kafka’nın yazmaya başladığı ilk roman olmasına rağmen tamamlamadığı Amerika, Kafkaesk olarak bildiğimiz tarzının ilk işaretlerini taşır; gariplikler ve korkunçluklar gelişigüzel şekilde gündelik hayatı sekteye uğratırken, sıradan insanların kaderleri esrarengiz bir yola girer. Ancak Kafka’nın Amerika‘daki başkahramanı ve başkurbanı Rossmann’ı daima baştan çıkarılan ve suistimale uğrayan biri olarak tasarlaması, daha bilindik hilâyelerinde rastlanan tekinsiz semboller yerine daha hareketli bir anları yakalaması yazarın kendi gençliğinden gelen masumiyete bağlanabilir; hatta Klaus Mann. Karl Rossmann’ı Kafka’nın en masum yaratıtm, en sevdiği hayali, belki de vârisi olarak niteler.

 


 

Bir Avrupalının Amerika’daki ilk günleri doğuma benzerdi, Karl’ın gereksiz bir korkuya kapılmaması için şunu belirtmekte fayda vardı: Öbür dünyadan gelip insanların dünyasına girmekten daha çabuk alışılırdı bu ülkeye. Yine de göz önünde bulundurmalıydı ki, ilk intiba her zaman sallantılı bir zemin üzerinde dururdu.