Kitaplar

Karaçam Ormanı’nda

Kendime ait şeylerin, zamanla ve binbir emekle bana ait olduklarını

düşündüğüm ve bu yüzden değer verdiğim şeylerin aslında

bende artık izlerinin kalmadığını hissettim.

Pen International’ın daveti üzerine, iki yazar, kadın yazarın Karaçam Ormanı’ndaki evinde bir araya gelir. Cezaevi, sürgün, göç gibi kapatılma ve cezalandırma deneyimlerinin ardından ıssız bir orman köyünde buluşan bu iki yazarın diyaloğu, bir yazarın devlet ve toplum eliyle adım adım sessizleştirilmesinin ve Karaçam Ormanı’nın ıssızlığında, kendi sesini kaybedişinin hikâyesiyle çakışır.

 

Fatih Balkış dördüncü romanında zihnin karanlık ormanında ve şiddetin kör coğrafyasında okuru felsefi ve edebi bir yolculuğa çıkarıyor. Karaçam Ormanı’nda yankılanan çığlığı duymak isteyenler için…

 


 

İnsan kendi geçmişinin mirasçısı olamaz, çoktan yok edilmiş olması gerekeni kendini içinde taşımamalı, ben kendi içimde çoktan gömdüğüm ölümün, zaman zaman toprağı yararak gün yüzüne çıktığını görürsem dehşete kapılırım, çünkü yalnızca benim için, beni kendi yanına dibe geri götürmek için geri geliyordur. Buna gücüm yok.